Haber Detayı
17 Ağustos 2018 - Cuma 17:32 Bu haber 1753 kez okundu
 
Disk Antep " Bu borç işçi sınıfının borcu değildir "
Antep'te DİSK- KESK- TÜM TİS ve BELEDİYE İŞ sendikaları Türkiye'deki son ekonomik kriz için bir ortak basın açıklaması yaptılar.
SENDİKA Haberi
Disk Antep

Antep'te DİSK- KESK- TÜM TİS ve BELEDİYE İŞ sendikaları Türkiye'deki son ekonomik kriz için bir ortak basın açıklaması yaptılar. Basın metnini Ali Güdücü okudu. (Disk Genel İş Bölge Temsilcisi)

 

"ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırımları ve karşılıklı açıklamalar sonrası döviz dalgalanmaları sürerken, biz emekçilerin de bu sürece dair tepkileri, görüşleri ve talepleri de gelmeye devam etmektedir. 

 

ABD ile Türkiye arasında yaşanan siyasi, diplomatik sorunlar üzerinden, Özellikle ABD’nin Türkiye’ye dayattığı siyasi, ekonomik ve diplomatik dayatma ve yaptırım kararı ile Türkiye’de döviz artışları ve TL’de bir değer kaybı ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. ABD’nin Ortadoğu ve Dünya’da geliştirdiği yayılmacı, emperyalist politikaları ve sadece kendi ülkesinin çıkarlarını gözeten sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri dayatmaları ile her dönem de birçok toplumsal kesimin ve ülkelerin mağdur edildiğini görmekteyiz.

 

Türkiye ekonomisinin de, bir “döviz krizi” veya “ekonomik kriz süreci” ile karşı karşıya bırakıldığını hep birlikte yaşıyoruz. Bu krizi, sadece “dolar krizi” ve bununla bağlantılı olarak “rahip krizi” olarak tanımlamak, krizin nedeni olarak dış politikadaki bir gerekçe ile sınırlandırmak elbette ki oldukça yetersiz, yüzeysel ve sorunun temellerini görmemizi daraltan bir yaklaşım olacaktır.

 

Türkiye, ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin dayattığı neoliberal kapitalizmin yarattığı kriz ile yüz yüzedir. Türkiye uluslararası mali sermayenin yağması ile, spekülatif saldırılara açık hale gelmiş, şimdi böylesi bir durumda ülkemizin ekonomisine ciddi zararlar verileceğine dair ciddi kaygılar ortadadır. ABD’nin Türkiye’ye dair bu süreçteki tutumları ile açığa çıkan sorunlar sonucu, çalışan, üreten, işsiz, emekli, esnaf, ticaret yapan, asgari ücretli ve mağdur olma ile karşı karşıya kalacaktır. Ancak döviz krizi olarak başlayan kriz doğru ve ciddi tedbirler alınmazsa kısa sürede ekonominin diğer alanlarına enflasyon, durgunluk, işsizlik ve yoksulluk olarak yansıyacaktır.

 

Sene başından itibaren ciddi oranda değersizleşen Türk Lirasının son dönemde çok daha hızlı bir biçimde değer yitirmesi, bu konomik krizinin yayılmasını ve etkisini şiddetlendirmektedir. Türkiye ekonomisini bu gelişiminin tüm toplumsal kesimlerde etkisi yaratması ile birlikte işçi,emekçi sınıflarının özel olarak kaygıları daha da büyümektedir.

 

Bu tür ekonomik süreçlerin işçiler, kamu emekçileri, emekliler ve işsizlere yansımaları ise çok boyutlu olmaktadır. TL’nin değer kayb etmesi ile oluşan gelir düzeyi düşüklüğü yoksullaşma oranını arttırmaktadır. 460 Milyar dolara yükselen “döviz endeksli borçlanma”, faiz ve enflasyon göstergeleri, iki haneli işsizlik oranının yeniden artış eğilimine girmesi ile ekonomide yaşanan yapısal sorunlar ayrıca da görülmeli ve geliştirilecek tedbirler buna göre de planlanmalıdır. Emekçiler olarak, bir an önce bu “ ekonomik krizden” çıkmak hepimizin yararına olacağı bilicindeyiz.Bu anlamda hızla ve doğru temelde krizi ortadan uygulamalar, hayata geçirilmelidir. ”Ekonomik krizi” aşacak çözümler ise mutlaka tüm toplumsal kesimlerin taleplerini ve ihtiyaçlarını gören politikalardan oluşmalıdır.

 

Bİzler biliyoruz ki, Emekçilerin sorunlarına bir çözüm içermeyen ve sermaye açısından günü kurtarma amacında olacak planlarının ortalama ömrü bir haftayı geçememektedir. Sermaye kendi gemisini kurtarmaya çalışırken, daha şimdiden işten çıkardığı işçileri emekçileri kendi kaderleri ile baş başa bırakmaya başlamıştır. Krize karşı çözüm olarak “alacaklıları”, yani uluslararası finansal sermayeyi kurtarmayı temel alan ve faturayı işçilere, kamu çalışanlarına, emeklilere, dar gelirlilere kesen bir yaklaşım kabul edilemez. Özellikle son 20 yılda gerek IMF programı olarak gerek hükümet programları olarak sonuçlarına tanık olduğumuz böylesi bir program, halkın geniş kesimlerinin ekmeğini ve yaşamını tehdit edecektir. .

 

Bu krizin sonuçları ile baş edebilmesinin yegâne koşulu emekçilerin taleplerini esas alan bir yaklaşımdır.Olası toplu işten atmalar yasaklanmalı, kamu istihdamı artırılmalıdır, başta asgari ücret olmak üzere ücretler reel enflasyon oranında arttırılmalıdır. Vergi sistemindeki adaletsizliğe son verilmeli ve başta temel tüketim malları olmak üzere dolaylı vergiler azaltılmalıdır.Demokratikleşme hızlandırılmalıdır.

 

Bir kez daha ifade etmek isteriz ki; Türkiye borçlu bir ülkedir ama bu borç işçi sınıfının borcu değildir. Bu krizin çıkışı, işçi, emekçileri taleplerini ve sorunlarını merkez alan politikaları hayata geçirmek olacaktır. " 

 

VİDEO ALT KISIMDA

 

 

 

Kaynak: Editör: Ali Vefa Yurdal
Etiketler: Disk, Antep, , ", Bu, borç, işçi, sınıfının, borcu, değildir, ",
Yorumlar
Haber Yazılımı